
Bir krizin ortasında ileriyi görmek kolay olmayabilir. Doğal olarak, böyle durumlarda kuruluşlar hayatta kalmaya odaklanırlar bu hali ile de bir gelecek için plan yapmak zor olabilir. Ancak sürekliliği sağlayabilmek için kaos yatıştıktan sonra işlerin ne yöne evrileceğini düşünmek ve işin o zamana uyumunu sağlamak için planlama yapmak geri dönüş için hayati önemdedir.
Bunun üzerine çalışırken en önemli şeylerden biri de, en azından kısa ve orta vadede işi istikrara kavuşturmak olmalıdır. Bu anlamda salgınının işler üzerindeki etkisinin bir süre daha devam edeceği belli iken kuruluşlar için yeterli likide sahip olacak şekilde maliyetleri düşürmek ve nakit akışını sıkı bir şekilde kontrol etmek uzun bir süre daha önemini koruyacaktır.
İhracat ve krizde hacim artışı yaşayan bazı iş kolları dışında uzaktan çalışma, teslimat ve e-ticarete yönelik açılım yapabilen ve bu sayede operasyonlarının sınırlı bir şekilde devam etmesini sağlayabilen firmalar için nakit akışında yeni bir denge kurma imkânı ortaya çıkmaya başlamış olabilir, ancak yurtiçi pazara bağımlı birçok işletme de gelir kaynakları durduğu için faaliyetlerini durdurmuş durumda.
Ama işlerini yürütme imkânı bulan işletmeler aşağıdaki sorulara cevaplar bularak kaos sonrasına hazırlık yapabilirler:
1-COVID-19’dan sonra tüketicilerin ihtiyaçları nasıl değişecek? COVID-19’un bir sonucu olarak müşterilerin (kurumsal ya da bireysel müşteri) ihtiyaçlarının değişme olasılığı var mı? Öyleyse, müşteriler mevcut ürün/hizmetten geçmişte olmayan ne isteyebilirler?
2-Ürünler veya hizmetlerin gelişen ihtiyaçlarla ilgisi ve bağlantısı devam ediyor mu? Eğer buna cevap olumlu ise ve kurum iyi hizmet vermeye hâlâ uygun ise, mevcut iş hacminin katlanarak artması senaryosuna çalışmak doğru olacaktır. Ürün veya hizmetler müşteri ihtiyaçlarına artık uygun olmayacaksa değişikliklerin ne olacağı ve zamanlamanın planlanması gerekecektir.
3-COVID-19’dan sonra rekabet ortamı nasıl görünecek? Rakiplerden hangileri işlerine devam ediyor olacak ve bir bütün olarak sektör ve özel olarak firmanın iş yaptığı pazarlarda bunun ne anlamı olacak? Pazar payını / müşteri sayısını arttırma fırsatları olacak mı?
Geleceğin neler getireceğinden kimsenin kesin olarak emin olmadığı bir zamanda bu ileriye dönük soruları yanıtlamak zor olabilir. Ancak, bugün bunları dikkate almak, yarın işi zamanın şartlarına uygun hale getirmeyi daha kolay bir yola sokabilir. Geleceği %100 doğrulukla öngörmek çok önemli değildir, bunun yerine geleceğe uyum sağlamayı planlamak ve bunun neye benzeyebileceğine dair birkaç farklı senaryoyu göz önünde bulundurmak daha önemli olacaktır.
Yukarıdaki sorulara net cevaplar bulabilmek için çalışanlar ve müşterilerle tutarlı iletişim ve şeffaflık, mutlaka göz önünde bulundurulması gereken yönetsel davranışlar olacaktır. Ama bunun dışında salgın öncesinde gündemde olan ve salgın sonrasında önemi daha da artacak olan kavramların yeni şartlarda iş modeline eklenmesi gerekmektedir. Bu hali ile ne iş yaptığımızdan bağımsız olarak iş ve müşteri ile ilgili veri toplama becerilerinin arttırılması ve daha iyi verilerin elde edilmesi bir gereklilik haline gelmiştir.
Sektörden bağımsız olarak belirli zaman içerisinde tüm işler asimetrik veri denilen kavramla karşı karşıya kalacaktır. Yani daha çok kullanılabilir veriye sahip olan yapılar bu konuda iyi olmayan rakiplerine karşı daha avantajlı olacaklardır. Bu açıdan veri toplama, yönetim ve yorumlama becerileri en önemli yönetsel gündemlerden biri olmak üzeredir. Bu sayede kaçınılmaz olarak daha akıllı, daha hızlı, daha uygun maliyetli üretim veya hizmet süreçleri rekabeti yönlendirecektir.
Bazı iş kollarının diğerlerinden daha zor bir iyileşme sürecine sahip olacağını tahmin etmek zor değil. Ancak şartlar, iş kolu ve firma büyüklüğü ne olursa olsun yeni dönemde veriye dayalı dijital pazarlama gözden kaçırılmaması gereken bir konudur. İş sonuçlarından bağımsız olarak işletmenin rekabette öne çıkması için markanın da değişime uyum sağlamasına yönelik planlama yapılması gerekmektedir. Pandemi sırasında daha az zarar gören yapıların rekabet edebilmek için markalarını rakiplerinden ayrılması gerekecektir ki bu açıdan marka algısını yeniden değerlendirmek faydalı olacaktır.
Geleceği düşünmek ve geleneksel sistemlere veda etmek bundan sonrasının çıkış kararı olacaktır. 2020’ler ve sonrasında doğru ilerlerken, gittikçe hızlanan bir dünyada işi iyileştirme konusunda bilinçli olmak, daha parlak, daha umutlu bir geleceğe giden yol olacaktır.